"My Way" başlıklı yazımı uzatmamak için konuyu yarım bırakmıştım
Biraz soluklanarak ikinci bölüme geçiyorum
Peki neden böyle olduk, neden bu hale gelindi
bu biraz daha uzun olacak
Dünya genelinde alt kültür grubundan hareketle ciddi bir kültür bozuşması yaşanıyor
Sadece ülkemizde değil, gelişmiş ya da az gelişmiş bütün toplumlarda alt-kültür grubu çoğunlukta
Ne kadar acı değil mi
ALT KÜLTÜR tanımlaması
ama sosyolojik bir gerçek de
Ne yapacağız peki bu grubu?
Yok sayamayız, asla asla
Ezip bir yerlere tıkamayız
21.yy. dayız, bilinçli bireyler olarak; insan hakları ve demokrasi geleneğinin uygulayıcısı olmalıyız
Aslında hepimizin bir yanı mutlaka bu alt-kültürün bir parçasını taşımakta ve içimizde yaşatmakta
Bunu yadsıyamayız.
Ayrıca bu bir ayıp ve kusur değil
Bugün ülkemizin toplumsal yaşamına "evlilik programları" ve
"sidik yarışı kıvamında, içeriksiz yarışmalar" yön veriyor.
Dikkat edin!
Bu programların, yapımcıları, sunucuları ve emeği geçenleri
Toplumsal bir suç işliyor, insanları aldatıyor ve mahvediyor,
Ben;
Hepsini kınıyor ve hepsinden tiksiniyorum.
Bu günahın vebalini hepimiz ödüyoruz, iki kere deli oluyorum.
Acıların çocukları söyleminde gençler,
Çoğunluğu 14-16 yaş aralığında İmam Nikahı ile evlenmiş çocuklu dullar
İçki, kumar gibi müsibetler nedeniyle evliliği bitmiş ama şimdi tövbe etmiş zavallımsılar,
Kazanacağı 10.000TL ile alacağı arabanın peşinatını yatırmayı hayal eden gencecik fidanlar
vesaire vesaire vesaire!
Kısacası yozlaşmış bir toplum, kabalığa, hödüklüğe teslim olmuş bireyler
Bencil ve ukala
Boş teneke tipler
Sürüyle sürüyle
Yasalar çerçevesinde insanlar eşitlenip, Haklar konusunda bilinç oluştukça,
Karışan kesimler, kent ve köysoylular
Nedense alt-kültür grubunun tarafına devindi
Toplumsal evrim bu menfi yönde gerçekleşti.
Kent ile Kırsal birbirine geçti
Kırsalın güzel insanı kentte yaşama fırsatı buldu
Bunun hakkı olduğu ayırdına güzel vardı
AMA DEĞİŞMEDİ!
inatla DEĞİŞMEDİ!
İşte bu inadına değişmemezlik dev bir yara gibi toplumları kemiriyor.
Yaşarken üzüldüğümüz birçok deneyime bizi sürüklüyor.
Aklıma geldi nedense
Çetin Altan'ın anılarında var.
"Viski içiyorum diye bana sövüyorsun!
Ulan Ben, sen de viski iç diye uğraşıyorum"
diye cevaplamış kendini eleştirenleri
Biraz soluklanarak ikinci bölüme geçiyorum
Peki neden böyle olduk, neden bu hale gelindi
bu biraz daha uzun olacak
Dünya genelinde alt kültür grubundan hareketle ciddi bir kültür bozuşması yaşanıyor
Sadece ülkemizde değil, gelişmiş ya da az gelişmiş bütün toplumlarda alt-kültür grubu çoğunlukta
Ne kadar acı değil mi
ALT KÜLTÜR tanımlaması
ama sosyolojik bir gerçek de
Ne yapacağız peki bu grubu?
Yok sayamayız, asla asla
Ezip bir yerlere tıkamayız
21.yy. dayız, bilinçli bireyler olarak; insan hakları ve demokrasi geleneğinin uygulayıcısı olmalıyız
Aslında hepimizin bir yanı mutlaka bu alt-kültürün bir parçasını taşımakta ve içimizde yaşatmakta
Bunu yadsıyamayız.
Ayrıca bu bir ayıp ve kusur değil
Bugün ülkemizin toplumsal yaşamına "evlilik programları" ve
"sidik yarışı kıvamında, içeriksiz yarışmalar" yön veriyor.
Dikkat edin!
Bu programların, yapımcıları, sunucuları ve emeği geçenleri
Toplumsal bir suç işliyor, insanları aldatıyor ve mahvediyor,
Ben;
Hepsini kınıyor ve hepsinden tiksiniyorum.
Bu günahın vebalini hepimiz ödüyoruz, iki kere deli oluyorum.
Acıların çocukları söyleminde gençler,
Çoğunluğu 14-16 yaş aralığında İmam Nikahı ile evlenmiş çocuklu dullar
İçki, kumar gibi müsibetler nedeniyle evliliği bitmiş ama şimdi tövbe etmiş zavallımsılar,
Kazanacağı 10.000TL ile alacağı arabanın peşinatını yatırmayı hayal eden gencecik fidanlar
vesaire vesaire vesaire!
Kısacası yozlaşmış bir toplum, kabalığa, hödüklüğe teslim olmuş bireyler
Bencil ve ukala
Boş teneke tipler
Sürüyle sürüyle
Yasalar çerçevesinde insanlar eşitlenip, Haklar konusunda bilinç oluştukça,
Karışan kesimler, kent ve köysoylular
Nedense alt-kültür grubunun tarafına devindi
Toplumsal evrim bu menfi yönde gerçekleşti.
Kent ile Kırsal birbirine geçti
Kırsalın güzel insanı kentte yaşama fırsatı buldu
Bunun hakkı olduğu ayırdına güzel vardı
AMA DEĞİŞMEDİ!
inatla DEĞİŞMEDİ!
İşte bu inadına değişmemezlik dev bir yara gibi toplumları kemiriyor.
Yaşarken üzüldüğümüz birçok deneyime bizi sürüklüyor.
Aklıma geldi nedense
Çetin Altan'ın anılarında var.
"Viski içiyorum diye bana sövüyorsun!
Ulan Ben, sen de viski iç diye uğraşıyorum"
diye cevaplamış kendini eleştirenleri